diniyazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diniyazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.4.14

bura

Çıban,Siğil,Sivilce,,Yara Duaları,Siğillerin,Sivilcelerin geçmesi için Okunacak dualar

Çıban Siğil duaları
Çıban,Siğil,Sivilce,,Yara  Duaları,Siğillerin,Sivilcelerin geçmesi için Okunacak dualar

Siğiller konusunda doktorların tıbbın çaresiz kaldığını ve doktorların git bi hocaya okut da geçsin dediklerini çevremizden duyuyoruz benimde elimde siğil çıkmıştı ne kadar ilaç aldımsada fayda etmedi daha sonra bir büyüğümüzün tavsiyesi üzerine sarımsak sür geçer demesine sarımsak sürmeye başladım ve 3 güh içerisinde geçti.bu benim bizzat yaşadıığım tespit ettiğim bir yöntem önce bu yöntemi tavsiye ediyorum ancak bu yöntem işe yaramazsa aşağıda internetten bulduğum doğruluğunu tespit etmediğim bir dua var o yöntemi deneyin isterseniz..
SİĞİL- SİVİLCE- ÇIBAN-YARA İÇİN:

1- Peygamberimiz hanımlarından birinin elinde siğil görünce ona şu duayı okumasını tavsiye etmiş ve o hanımı o dertten kurtulmuş. “Allâhümme yâ musağğırel kebiyri ve mükebbires-sağıyri sağır mâ bi”
2- Üç tane kağıt alınıp her birine (ا د ر ى ) yazılır.her bir kağıda bir fatiha üç ihlas okunup siğillere sürülür. Her gün bir kağıt yakılır.

3- İri bir tuz tanesi üzerine bir fatiha üç ihlas okunup siğillere sürülür. Daha sonra bu tuz bir bahçeye gömülür.

4- Sabah kalkar kalkmaz sağ elin işaret parmağı dil ile ıslatılır. Siğil yahut sivilcenin etrafında üç defa daire şeklinde çevrilir. Sonra parmak tekrar ıslatılıp siğil tükrükle yağlanır. Buna bir hafta devam edilir.

5- İğde ağacından besmele ile bir dal koparılır. Ya rabbi bu dal kuruduğu gibi falancanın siğilleride kurusun denip dal bir kenara atılır.

6- Vücudunda sık sık çıban çıkan kimse ikindi namazından sonra buruç suresini okumaya devam ederse bu dertten kurtulur.

7- Kara saplı bir bıçak çıban çıkan yerin üzerine konup kalem suresi 12-20. ayetler 7 defa okunur. Her defasında 20. ayet yedi defa tekrar edilir.her çeşit çıban, yara, ve şişlikler için iyi gelir.

8- Temiz bir tabağa ali imran suresi 151. ayet ile fetih suresinin son ayetleri yazılır. Eğer vücutta çıban yada vücudun dışında yara varsa bu yazı zeytin yağı ile silinip yaraların üstüne sürülür. Eğer yaralar içte ise, o zaman ayetler zemzem, gülsuyu yada memba suyu ile silinir ve su bir kaba konup aynı ayetler 28 er defa okunup üç gün içilir. Hastalığın şiddetine göre bu işlem 3-5-7 defa yapılır.

9- sivilce, çıban yada siğil üzerine tâhâ suresi 105,106,107. ayetler okuyarak meshedilir. Veya bu ayetler bir tabağa yazılır. İçerisine bir miktar yağ konur. O yağ ile ma’lul yer üzerine meshedilir.

10- İbadetlerini yerine getiren ve akşamları abdestli yatan bir Müslüman yada bir kuran talebesi sabah kalktığı zaman işaret parmağını tükrüğü ile ıslatır ve her çeşit cilt hastalığına besmele ile sürerse bi iznillah şifa bulur. Aynı şekilde abdestini alıp namaz kılmış yada kurandan biraz okumuş olan kimsede ibadetinden sonra aynı usulü uygularsa Allah’ın izniyle şifa bulur.

bura
bura

Karıncaları uzaklaştırmak için dua varmıdır?

karıncaların gelmesini engellemek için dua varmı
Karıncaları uzaklaştırmak için dua varmıdır?

1. Karınca duası var, fakat uygulamasının fazla olduğunu sanmıyoruz. “Karınca duası” iki şekilde anlaşılmaktadır. Biri, Hz. Süleyman’ın döneminde yağmur duasını yapan bir karıncanın duasıdır. Biri de karıncanın evden kovulması için yapılan duadır.

Birinci karınca duası için şu bilgiler verilmiştir:

- Hz. Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre, Resulullah(a.s.m) şöyle buyurdu: “Peygamberlerden biri insanlarla birlikte yağmur duasına çıktı. Bir de ne görsün; ayaklarını semaya doğru/havaya kaldırmış bir karınca.. Bunun üzerine insanlara şöyle seslendi: “Haydi artık dönün, kuşkusuz bu karınca hürmetine dualarınız kabul edildi”(Hakim, 1/325-326; Darekutnî, es-Sünen/kitabu’l-istiska).

Bir çok rivayet bu peygamberin Hz. Süleyman olduğunu göstermektedir. Hakim, bu hadisin sahih olduğunu belirtmiş, Zehebî de onu tasdik etmiştir(a.g.y).

Görüldüğü gibi bu rivayetlerde herhangi bir duanın şekli belirtilmemiştir. Arapça internette bazı kaynaklarda -örneğin Darekutnı’de- var olduğunu söyledikleri bazı duaların o kaynaklarda olduğuna dair bir bilgiye rastlayamadık. Türkçe internet sayfalarında yer alan uzunca bir duanın hiç bir kaynağına rastlayamadığımızı da belirtelim.

- Karıncayı kovmak için yapılan duaya gelince, bu konuda değişik dualar neticesinde karıncaların evi terkettiğine dair hayli bilgiler vardır. Ahnef b. Kays, Ahmed b. Hanbel’in bir sandalyenin üzerine çıkıp, “Ey karıncalar size zorluk çıkarmak istemiyorum. Ne olur evimi terk edin” şeklinde bir ricada bulundukları ve karıncaların gittiği bildirilmiştir.. Ayrıca bazıları “üç ihlas-felak-nas" surelerini bir kağıda yazdıkları ve ardından da “Neml suresinin 18. ayetinde yer alan “ya eyyuhe’n-nemlu’dhulû mesakinekum=Ay karıncalar yuvalarınıza giriniz!” cümlesini okuduğunu ve karıncaların evi terk ettiği bildirilmiştir.

Bu tecrübelerden hareketle bazı şeyler yapılabilir. Ancak bize kalırsa, bu duaların ve ricalarına makbuliyeti kişiye göre değişir. Her okuyan aynı sonucu almayabilir. Bu sebeple, ziraat dairelerinden karıncaları -öldürmeyip- uzaklaştıran  ilaçları alıp kullanmak isabetli bir yoldur.
kaynak: sorularla islamiyet
bura

11.7.10

bura

Sivas ulu camiinde mucize


Görenleri hayrete düşürüyor

Sivas'ın Divriği ilçesindeki Ulu Cami'de ikindi namazından önce oluşan gölge, turistlerin ilgisini çekiyor.
Namaz kılan insana benzeyen gölge, ziyaretçilerde hayranlık hissi oluşturuyor.

Ulu Cami'nin üç girişi bulunuyor. İlgi çeken görüntü, caminin batı girişinde meydana geliyor. Batı kapısının üst kısmında ikindi namazından önce ortaya çıkan gölge, 15.30-16.20 saatleri arasında görülebiliyor. Tarihi camideki gölgenin dikkat çekici olduğunu belirten vatandaşlar, olayı yıllardır kimsenin bilmediğini, gölgenin 2005 yılında fotoğraf çeken bir turist tarafından fark edildiğini söylediler.

Ulu Cami, Anadolu Selçuklu Devleti Mengücek Oğulları Beyliği döneminde (1228-1229) Mengücek Beyi Ahmet Şah tarafından, bitişiğindeki şifahane ise Ahmet Şah'ın eşi Melike Turan tarafından yaptırılmış. Sanat tarihçileri, camideki üç boyutlu geometrik sitiller ve bitkisel bezemelerin hiç bir yerde olmadığını söylüyor.

Kaynak: birfit
bura
bura

Hadislerle Ali semerkandi hz kabir ziyareti


bura
bura

Mahmut sami altuntuğ ilahi dinle

MAHMUT SAMİ ALTUNTUĞ

bura
bura

risalei nur külliyatı 1. mektubat 1. sual

BİRİNCİ MEKTUP

BİRİNCİ SUAL: Hazret-i Hızır Aleyhisselâm hayatta mıdır? Hayatta ise, niçin bazı mühim ulema hayatını kabul etmiyorlar?

Elcevap: Hayattadır. Fakat merâtib-i hayat beştir. O, ikinci mertebededir. Bu sebepten, bazı ulema hayatında şüphe etmişler.

Birinci tabaka-i hayat: Bizim hayatımızdır ki, çok kayıtlarla mukayyettir.

İkinci tabaka-i hayat: Hazret-i Hızır ve İlyas Aleyhimesselâmın hayatlarıdır ki, bir derece serbesttir. Yani, bir vakitte pek çok yerlerde bulunabilirler. Bizim gibi beşeriyet levazımatıyla daimî mukayyet değillerdir. Bazan, istedikleri vakit bizim gibi yerler, içerler; fakat bizim gibi mecbur değillerdir. Tevatür derecesinde, ehl-i şuhud ve keşif olan evliyanın Hazret-i Hızır ile maceraları, bu tabaka-i hayatı tenvir ve ispat eder. Hattâ makamat-ı velâyette bir makam vardır ki, "makam-ı Hızır" tabir edilir. O makama gelen bir velî, Hızır'dan ders alır ve Hızır ile görüşür. Fakat bazan o makam sahibi, yanlış olarak ayn-ı Hızır telâkki olunur.

Üçüncü tabaka-i hayat: Hazret-i İdris ve İsâ Aleyhimesselâmın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından tecerrüdle, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letâfet kesb eder. Âdetâ beden-i misalî letâfetinde ve cesed-i necmî nuraniyetinde olan cism-i dünyevîleriyle semâvatta bulunurlar. "Âhirzamanda Hazret-i İsâ Aleyhisselâm gelecek, şeriat-i Muhammediye (a.s.m.) ile amel edecek"2 meâlindeki hadisin sırrı şudur ki:

Âhirzamanda, felsefe-i tabiiyenin verdiği cereyan-ı küfrîye ve inkâr-ı ulûhiyete karşı, İsevîlik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerrüd edip İslâmiyete inkılâp edeceği bir sırada, nasıl ki İsevîlik şahs-ı mânevîsi, vahy-i semâvî kılıcıyla o müthiş dinsizliğin şahs-ı mânevîsini öldürür. Öyle de, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm, İsevîlik şahs-ı mânevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı mânevîsini temsil eden Deccalı öldürür; yani, inkâr-ı ulûhiyet fikrini öldürecek.

Dördüncü tabaka-i hayat: Şüheda hayatıdır. Nass-ı Kur'ân'la, şühedanın, ehl-i kuburun fevkinde bir tabaka-i hayatları vardır. Evet, şüheda, hayat-ı dünyevîlerini tarik-i hakta feda ettikleri için, Cenâb-ı Hak, kemâl-i kereminden, onlara hayat-ı dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayatı âlem-i berzahta onlara ihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar. Yalnız kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar, kemâl-i saadetle mütelezziz oluyorlar, ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar. Ehl-i kuburun çendan ruhları bâkidir; fakat kendilerini ölmüş biliyorlar. Berzahta aldıkları lezzet ve saadet, şühedanın lezzetine yetişmez.

Nasıl ki, iki adam bir rüyada cennet gibi bir güzel saraya girerler. Birisi rüyada olduğunu bilir; aldığı keyif ve lezzet pek noksandır. "Ben uyansam şu lezzet kaçacak" diye düşünür. Diğeri rüyada olduğunu bilmiyor; hakikî lezzet ile hakikî saadete mazhar olur. İşte, âlem-i berzahtaki emvat ve şühedanın hayat-ı berzahiyeden istifadeleri öyle farklıdır. Hadsiz vakıatla ve rivayatla, şühedanın bu tarz-ı hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sabit ve kat'îdir. Hattâ, Seyyidü'ş-Şüheda olan Hazret-i Hamza Radıyallahu Anh, mükerrer vakıatla, kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi ve dünyevî işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vakıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve ispat edilmiş. Hattâ, ben kendim, Ubeyd isminde bir yeğenim ve talebem vardı. Benim yanımda ve benim yerime şehid olduktan sonra, üç aylık mesafede esarette bulunduğum zaman, mahall-i defnini bilmediğim halde, bence bir rüya-yı sadıkada, tahte'l-arz bir menzil suretindeki kabrine girmişim. Onu şüheda tabaka-i hayatında gördüm. O beni ölmüş biliyormuş; benim için çok ağladığını söyledi. Kendisini hayatta biliyor. Fakat Rus'un istilâsından çekindiği için, yeraltında kendine güzel bir menzil yapmış. İşte bu cüz'î rüya, bazı şerâit ve emâratla, geçen hakikate bana şuhud derecesinde bir kanaat vermiştir.

Beşinci tabaka-i hayat: Ehl-i kuburun hayat-ı ruhanîleridir. Evet, mevt, tebdil-i mekândır, ıtlak-ı ruhtur, vazifeden terhistir; idam ve adem ve fenâ değildir.

Hadsiz vakıatla ervâh-ı evliyanın temessülleri ve ehl-i keşfe tezahürleri ve sair ehl-i kuburun yakazaten ve menâmen bizlerle münasebetleri ve vakıa mutabık olarak bizlere ihbaratları gibi çok delâil, o tabaka-i hayatı tenvir ve ispat eder. Zaten beka-i ruha dair Yirmi Dokuzuncu Söz, bu tabaka-i hayatı delâil-i kat'iye ile ispat etmiştir.


bura